Jinekomasti

Erkekte meme dokusunun kadın tipi büyümesine jinekomasti denir. Genellikle doğumsal olup, genellikle iki taraflıdır. Psikolojik ve kozmetik kaygıları ön planda olan jinekomasti hastaları, büyük olan meme görüntüsünün bir an önce normal erkek memesi boyutlarına indirilmesini talep ederler. Jinekomasti olgularının bugüne kadar cerrahi tedavisinde karşılaşılan en önemli sorunlardan biri, ameliyattan sonraki dönemde meme başı etrafında oluşan ve saklanamayan kötü nedbe dokusudur.
Aslında jinekomasti olguları erken yaşlarda saptanmışsa; öncelikle bir dahiliye endokrinoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi yerinde olur. Çocukluk çağında pediyatrik endokrinolog, ileri yaşlarda ise erişkin endokrinologa başvurmak gerekir. Hormonal tetkikler yaptırılır. Gerekirse ultrasonografi ve magnetik rezonans(MR) çektirilerek, patolojinin boyutları ve memedeki yağ dokusunun meme dokusuna oranı değerlendirilir. Az sayıdaki birkaç olguda, sadece ilaç tedavisi ile sonuç almak mümkün olabilir. Ancak medikal tedaviden yarar görmeyen kişilere yapılacak en yerinde yaklaşım, cerrahi tedavi ile bu sorunun tamamen ortadan kaldırılması olmaktadır.

Geçmişte jinekomasti ameliyatları meme başı etrafındaki dokunun kesilmesi ve burada oluşturulan bir tünelden girilerek, fazla olan meme ve yağ dokusunun ortamdan uzaklaştırılması şeklinde yapılırdı. Ancak ameliyat sonrası oluşan ve ömür boyu geçmeyen meme etrafındaki kötü nedbe dokusu, daha sonraki dönemde erkek hastanın bir meme ameliyatı geçirdiğinin adeta imzasını taşırdı. Bu durum hastanın ameliyat sonrası gündeme getirdiği en önemli şikayet nedenidir. Jinekomastinin cerrahi tedavisinde “ultrasonic liposuction” tekniği uygulanarak bu sorun tamamen çözümlenebilmektedir. Bu yöntemin başarıyla uygulanabilmesi için, teknolojik olarak son derece gelişmiş bir ultrasonik liposakşın aletine ihtiyaç vardır. Bu teknikle hem meme üzerinde kötü iz kalması önlenmekte, hem_de meme ve göğüs duvarında normal erkek memesi görüntüsü sağlanabilmektedir. “Ultrasonic liposuction” yönteminin bir diğer avantajı da, sadece yağ ve meme dokusuna etkili olması, damar ve sinir dokusuna asla zarar vermemesidir. Bu nedenle liposakşın sırasında bazı cerrahların çekindikleri emboli riski de bu yöntemle ortadan kalkmaktadır. Ayrıca hastaya ameliyat sırasında dren koymak gerekmediği için, ameliyat sonrası hızlı bir iyileşme sağlanmaktadır. Vurgulamak gerekirse bu tekniğin en önemli avantajı, göğüs üzerinde hiç bir ameliyat izi olmadan meme dokusunun tamamen küçültülmesi ve göğüs duvarında normal görünümün sağlanmasıdır. Bu teknik uygulanarak, özellikle meme dokusunun yağ dokusundan daha fazla olduğu jinekomasti olgularında daha iyi sonuçlar alınabilmekte ve meme derisinin göğüs duvarına uyumu çok daha kolay sağlanabilmektedir. İdeal sonuçlara ulaşabilmek için ameliyat sonrasında kişinin uyması gereken bazı kurallar vardır. Bunlardan en önemlisi, ameliyattan sonraki dönemde yaklaşık bir ay göğüs korsesi kullanma zorunluluğudur. Ayrıca dengeli beslenme ve spor alışkanlığının kişinin yaşam tarzı olması önerilir.

Sonuç olarak jinekomasti ile yaşamak bir kader değildir. Tam tedavisi mümkündür. Estetik sonuçları mükemmeldir. İşin uzmanına başvurarak, meme üzerinde hiç iz kalmaksızın bu sorundan kurtulmak ve tamamen doğal bir görüntüye kavuşmak, günümüzde tıp alanında sunulan teknolojik gelişmelerden birisidir.

Okumaya Devam Et

Meme Dikleştirme

Meme Dikleştirme ( Mastopeksi )

Meme dikleştirme ameliyatı memenin büyüklüğü ile ilgili önemli bir sorun olmamasına karşın, sarkmış olan memenin toparlanması amacıyla yapılan ameliyatları kapsar. Memenin sarkmasına yol açan çok çeşitli faktörler mevcuttur. Emzirme, kilo alıp verme, yaşlanma ve yer çekimi gibi faktörler zaman içinde kadın göğsünde bir sarkmaya yol açarlar. Ayrıca deri elastikiyeti de kaybolmuşsa göğsün hem şekli değişir, hem de sarkma artarak devam eder. Meme dikleştirme ameliyatları bu problemleri azaltmak ya da ortadan kaldırmak amacıyla yapılan ameliyatlardır.

Meme dikleştirme ameliyatları göğsün normal boyutlarına ulaşmasında bazen tek başına yeterli olmayabilir. Eğer meme dokusunun yetersiz olduğu düşünülüyorsa, meme dikleştirme ameliyatı sırasında, meme protezi ilave edilerek arzu edilen sonuca ulaşılabilir. Örneğin göğsün büyük ve ağır olması, bu ameliyattan elde dilecek sonucun kalıcılığını zorlaştırır. Bu yüzden meme dikleştirme ameliyatıyla elde edilebilecek neticelerin ayrıntıları ameliyat öncesinde mutlaka konuşulmalıdır.

Meme dikleştirme ameliyatlarına alternetif olabilecek çarpıcı bir yöntem yoktur. Bu ameliyat yapılmayarak, destekleyici bir südyen giyilmesi alternatif uygulamalar olarak sayılabilir. Eğer meme ileri derecede büyükse küçültülmesi, kalıcı bir sonuç elde edilmesi açısından yararlı bir yöntemdir.

YÖNTEME AİT RİSKLER :

Her cerrahi girişimde olduğu gibi, meme dikleştirme ameliyatlarında da bazı riskler ve komplikasyonlar oluşabilir. Bunlar oldukça nadir olmakla birlikte mutlaka doktorla tartışılmalı ve iyi bir şekilde değerlendirilmelidir.
Ameliyat sırasında ve sonrasında karşılaşılaşılabilecek komplikasyonlar şunlardır;

1.Kanama: Çok nadir olmakla birlikte, meme dikleştirme ameliyatları sırasında ya da sonrasında kanama oluşabilir. Ameliyat sırasında dren kullanımına rağmen bir kanama söz konusuysa, bunun boşaltılması için ilave bir işlem gerekebilir. Aspirin ve bazı antienflamatuar ilaçların işlem öncesinde 10 gün süreyle kullanılmaması, kanama riskini azaltan bir faktördür.

2.Enfeksiyon: Bu tip ameliyatlarda son derece nadirdir. Eğer oluşacak olursa antibiyotik kullanılması ve ek olarak küçük cerrahi bir girişimler gerekebilir.

3.Meme ucu ve deri duyusundaki değişiklikler: Ameliyat sonrası ilk dönemlerde meme ucu ve göğüste duyu değişiklikleri beklenen bir durumdur. Kalıcı duyu kaybı ise son derece nadirdir.

4.Eğer kullanılacaksa meme implantlarıyla ilgili komplikasyonlar ayrı bir form halinde size verilecektir.

5.Ameliyat izleri: Tüm cerrahi işlemlerde az ya da çok bir miktar iz kalır. Yara iyileşmesinin iyi olması ve gerginliğin az olması ameliyat sonucunu olumlu yönde etkiler. Gergin dikişler ve kişinin kötü nedbeye eğilimli olması, daha belirgin izler kalmasına yol açabilir. Bazen bu izlerin düzeltilmesi için bir yıldan önce olmamak koşuluyla ilave cerrahi girişimler gerekebilir.

6.Ameliyat sonrası göğüs bölgesinde bazen uzun sürebilecek sertlikler görülebilir. Bunların görülme sıklığı net olarak bilinmemekle birlikte nadiren cerrahi girişim gerektirebilirler.

7.Elde edilen sonucun istenildiği kadar iyi olmaması: Meme dikleştirme ameliyatlarında zayıfta olsa böyle bir ihtimal vardır. Deri elastikiyetinin yetersizliği ve ameliyat sonrasında önemli kilo değişikliklerinin olması buna yol açabilir. Bu durumda, belirli bir süre geçtikten sonra, meme dikleştirme ameliyatının tekrarlanması gerekebilir.

8.İyileşmede gecikmeler ve yara ayrışmaları: Bu durum son derece nadir olmakla birlikte özellikle sigara kullananlarda daha sık karşımıza çıkabilir. Çoğu zaman pansumanlarla yaranın takibi yeterli olurken, bazen de ilave cerrahi girişimler gerektirebilir.

9.Asimetriler: Göğüslerde asimetriler nadir rastlanan bir durum değildir. Bu ameliyatlar sırasında asimetriler en aza indirilse bile, bazen iki göğüs arasında farklılıklar oluşabilir. Bu farklılığın giderilmesi için ilave bir girişim gerekebilirler.

10.Alerjik reaksiyonlar: Ameliyattan sonra kullanılan pansuman malzemelerine, bantlara ve bazı ilaçlara karşı (özellikle alerji yapmayan malzemelerden seçilseler bile) alerji oluşabilir. Bu durumda bazı ilaçların kullanımı gündeme gelebilir.

11.Cerrahi anestezi: Local veya genel anestezi ile ilgili oluşabilecek problemler size anestezist tarafından anlatılacak ve bilgi verilecektir.

12.Cerrahi uygulamada meme dikleştirme ameliyatından bağımsız olarak, göğsünüzde bazı hastalıklar veya meme kanseri oluşabilir. Bu nedenle her kadının belli bir yaştan sonra göğüslerini muayene ettirmesi ve mamografi, ultrason gibi görüntü yöntemlerinden yararlanması gerekmektedir.

13.Gebelikler ve emzirme: Meme dikleştirme ameliyatlarının gebelik ya da meme ucuyla beslenmeye karşı herhangi bir olumsuz etkisi yoktur. Sadece zamanlamanın ameliyattan hemen sonra olmamasına dikkat edilmelidir. Gebelikte aşırı kilo alımına bağlı olarak göğüs derisinde çatlamalar ve sarkmalar oluşabilir. Bunlar hazırlıklı olunması gereken durumlardır.

Meme dikleştirme ameliyatları sırasında değişik cerrahi teknikler kullanılır. Bu ameliyatlar sadece meme başının cevresinden yapılacak bir kesi ile gerçekleştirilebileceği gibi, bazen memenin altında düz bir çizgiyle, ya da ters t adını verdiğimiz bir çizgiyle yapılması gerekebilir. Deri elastikiyetinin yapısı, göğsünüzün yapısı ve arzu edilen sonuç bu tekniklerin belirlenmesinde önemli birer faktördür. Kullanılan tekniğe bağlı olarak meme dikleştirme ameliyatlarında iz kalması söz konusu olabilir.

Okumaya Devam Et

Meme Küçültme

Estetik meme küçültme ameliyatı nedir? Kimler bu ameliyat için uygun adaylardır? Estetik meme küçültme ameliyatı, kadının dış görünümünü düzeltmek amacıyla yapılan kozmetik ameliyatlardan biri gibi gözükmekle birlikte aslında estetik değil rekonstrüktif bir ameliyattır. İriliğe bağlı sarkık bir meme, kadında sırt ve boyun ağrılarına neden olabilir, kamburluğa yol açabilir. Sütyenin kol sinirlerine baskı yapmasına bağlı uyuşmalar olabilir. Nefes almada güçlük çekilebilir. Meme derisi ile göğüs derisinin devamlı birbirine sürtünmesi sonucu meme altı oluğunda pişikler olabilir, yaralar açılabilir. Günlük fizik aktivite sınırlanabilir. Ayrıca iri meme giysi seçimi konusunda zorluklar yaratırken, kadının kendini beğenmemesi de sosyal ve psikolojik sorunlara sebep olur. Meme küçültme amacıyla uygulanacak bir ameliyat, memelere doğal bir görünüm kazandırır, yukarıda sıralanan sorunlar ortadan kaldırılmış olur, kişinin yaşamı kolaylaşır. Memeler değişik nedenlerle büyük olabilir. Genetik faktörler, hormonal değişiklikler veya bazı hastalıklar sonucu, vücut ölçülerine uyum sağlamayan iri meme oluşabilir. Kilo değişiklikleri, emzirme ve yerçekimi etkisi ile mevcut sorun daha da arttırabilir. Meme dokusunun artması ve buna bağlı iri meme genç kızlarda da görülebilir.

Ameliyat öncesi

Meme küçültme ameliyatı olmayı düşünüyor veya bu konuda bilgi alışverişinde bulunmak istiyor iseniz bir plastik cerraha başvurmalısınız. İlk muayenede beklentilerinizi, kısacası ?neden böyle bir ameliyat düşündüğünüzü? ve ?bu ameliyattan ne beklediğinizi? açıkça cerrahınıza anlatmalısınız. Cerrahınız önce sizi dinleyecek, sizin kişisel hastalık hikayenizi ve aile hastalık hikayenizi öğrenecek, ardından sizi muayene edecektir. Bu muayene sonucunda memelerinizin büyüklüğü, şekli, derinizin durumu, yaşınız, evlilik ve çocuk sahibi olup olmayacağınız, meme başının yeni yeri vb durumlar sizinle tartışılacaktır. Anlamadıklarınızı cerrahınıza tekrar tekrar sormaktan çekinmeyiniz. Cerrahınız ameliyatın ayrıntıları hakkında size bilgi verecek, iz, meme başı duyarlılığı, emzirme, anestezi şekli ve ameliyatın riskleri hakkında bilgi verecektir. Daha önce ameliyat olan hastaların resimlerini görmek karar vermenizi kolaylaştırabilir.

Ameliyata hazırlık

Ameliyat öncesi yapılması gereken kan ve akciğer filmine ilave olarak, mamografi ve gerekirse meme ultrasonografisi yapılmalıdır. Yüksek tansiyon, sigara, ilaç alışkanlığı, şeker hastalığı gibi durumlar tartışılmalıdır. Meme küçültme ameliyatı için genellikle kan verilmesi gerekmez. Kan transfüzyonunun gerekli olduğu hallerde, ameliyattan 5-7 gün önce alınan kendi kanınız (ototransfüzyon) kullanılabilir. Ameliyat günü ve sonraki birkaç gün için size yardımcı olacak birisi gerekecektir. Meme küçültme ameliyatı, hastanede yapılması gereken bir ameliyattır, 1-3 gün hastanede yatmanız gerekebilir.

Ameliyat

Estetik meme küçültme ameliyatında büyük olan meme dokusu kişinin vücut ölçülerine göre yeniden şekillendirilir. Fazla meme dokusu ve üzerindeki deri çıkartılır. Meme başı olması gereken yere taşınır. Ameliyat genel anestezi ile hastane koşullarında bir ameliyathanede yapılır. Ameliyat 2,5 – 4 saat sürer. Hangi yöntem uygulanırsa uygulansın meme başı etrafında kesinlikle iz kalır. Buna ek olarak, uygulanan yönteme göre meme başının alt kenarının orta kısmından aşağı doğru ters T şeklinde bir iz daha kalır. T şeklindeki izin alt kısmı meme altı kıvrımına uydurulur. Ancak son zamanlarda uygulanan cerrahi teknik ile meme kıvrımı bölgesindeki izi ortadan kaldırmıştır. Sadece meme başı etrafında ve meme başının alt kenarının orta kısmından aşağı doğru 4.5-5 cm. kadar bir iz kalmaktadır. Ancak bu izler başlangıçta belirgindir, zamanla belli belirsiz hale gelebilir. Ameliyat sonrası izlerin derecesi,memenin büyüklüğüne,kullanılan ameliyat yöntemine ve nihayet hastanın derisinin iz bırakma özelliğine bağlıdır. Bir grup hasta üstsüz güneşlendiklerini ifade etmektedirler. Bazı özel durumlarda,ileri derecede büyük memelerde ,yukarda sıralanan ameliyat şekillerinin uygulanması mümkün olmayabilir. Bu takdirde ,meme başının serbest olarak taşındığı teknikler kullanılır,bu ameliyatın izleri de yukarıdaki ameliyatlar gibi ters T şeklindedir.

Ameliyat sonrası

Ameliyat sonrası genellikle rahat geçer. Ağrı minimaldir. Kol hareketlerinde kısıtlılık olabilir. Memeler üzerine sütyene benzer sargı uygulanır veya bazı cerrahlar ameliyat sonrası hemen sütyen giydirir. Genellikle her iki memeye dren adı verilen borular yerleştirilir, ve 24-72 saat içinde çıkarılır. Meme başı üzerine ayrı pansuman konur. Pansuman 2 gün sonra açılarak yara kontrol edilir. 7 gün sonra sargılar açılır. Dikişler 7-10 gün sonra alınır. Hastanede 1-3 gün kalınır. Hastaya 6 hafta sporcu sütyeni giydirilir ve masaj önerilir. Erken dönemde şişlik olabilir, meme başında hissizlik ve deri üzerinde morumsu renk değişimi görülebilir. Bunlar kısa sürede kendiliğinden kaybolur.

Normal yaşantıya dönüş

Hasta 1 hafta sonra işine dönebilir. 3 ay ağır sporlardan uzak durması önerilir. Estetik meme küçültme ameliyatı genel olarak iyi ve kalıcı sonuç veren, kişinin ve eşinin ruh sağlığını düzelten onları yaşama daha bağlı hale getiren, özellikle kadının giyim tarzını kolaylaştıran bir ameliyattır. Yeni şekillendirilmiş meme uzun süre dayanıklı olur, ancak kilo değişiklikleri, gebelik, emzirme ve yerçekimi, memede hacim artışına ve sarkıklıklara neden olabilir.

Meme küçültme ameliyatlarının riskleri:

Her ameliyatta olduğu gibi meme küçültme ameliyatının da bazı riskleri vardır. Bu ameliyatı olan kişilerin çoğunda, ameliyata bağlı problemler görülmese de sizin bunları bilmeniz önemlidir. Kişisel seçiminizde, ameliyatın risklerini ve size sağlayacağı yararları bilmeniz önemlidir. Doktorunuz size bu risklerden bahsettiği zaman teker teker hepsini tartışmalısınız. Kanama: Nadir bir durumdur, ameliyat sırasında veya ameliyat sonrası dönemde görülebilir. Ameliyat sonrası, memelere konan dren hem kanama olup olmadığını takip etmek, hem de az da olsa kanın meme dokusu içinde toplanmasını önlemek içindir. Ameliyattan 10 gün önceden itibaren aspirin veya benzeri ilaçlar almayınız, bu ilaçlar kanama eğilimini arttırabilir. Enfeksiyon: Son derece sıra dışı bir durumdur. Çoğu cerrah ameliyatın hemen başında koruyucu antibiyotik kullanmaktadır. Meme başı ve deri duyarlılığında değişme: Bu bölgelerin duyarlılığında geçici olarak azalma ortaya çıkabilir. İzler: Her cerrahi işlem iz bırakarak iyileşir, çoğu zaman izlerin niteliği önceden tayin edilemez. Bazı durumlarda izler fark edilmez iken, bazı hastalarda deri ve derin dokular içinde nedbe oluşabilir, hatta bazı hastalarda cerrahi düzeltme veya diğer tedavilere başvurmak gerekebilir. Sonuçtan memnun olmama: Memenizin boyutları ve şeklinden memnun olmayabilirsiniz. Çok az da olsa böyle bir olasılık vardır. Ağrı: Meme küçültme ameliyatı sonrası boyun, sırt ve omuz ağrılarınız devam edebilir. Nadir durumlarda deri ve memenin derin dokularında ortaya çıkan nedbeler ağrıya sebep olabilir. Memede sertlik: Meme içindeki nedbe veya yağ nekrozuna bağlı sertlik nadir olarak görülebilir. Bu önceden tahmin edilemeyen bir durumdur. Yara iyileşmesinde gecikme: Nadir de olsa görülebilir. Meme derisinde veya meme başında bazı bölgelerin tamamen iyileşmesi daha fazla zaman alabilir. Sık pansuman gerekebilir. Sigara alışkanlığı olanlarda yara iyileşmesi problemlerine daha sık rastlanır. Asimetri: Kadınların çoğunda doğal olarak meme asimetrisi vardır. Meme ve meme başının şeklinde, büyüklüğünde ve simetrisinde farklar olabilir. Meme hastalıkları: Meme küçültme ameliyatına bağlı olmaksızın, kişinin hayatının herhangi bir döneminde meme hastalığı veya meme kanseri ortaya çıkabilir. Kişi ameliyat olsun veya olmasın düzenli meme kontrollerini yaptırmalıdır. Emzirme: Meme küçültme ameliyatı olan bazı kadınlar çocuklarını emzirebilmektedir, ancak genellikle bu önceden tayini zor bir durum olabilir. Eğer çocuk sahibi olmak ve emzirmek istiyor iseniz, meme küçültme ameliyatı olamadan önce bu durumu cerrahınız ile tartışmalısınız. Alerjik reaksiyonlar: Nadir de olsa flastere, dikiş malzemelerine veya kullanılan pomatlara karşı lokal alerji geliştiği bilinmektedir. İlave cerrahi gerekliliği: Meme küçültme ameliyatının uzun dönemde sonuçlarını etkileyen pek çok faktör vardır. Memelerde gevşeklik,sarkma gibi durum ortaya çıkarsa ilave cerrahi gerekebilir.

Okumaya Devam Et

Meme Büyütme

MEME BÜYÜTME (AUGMENTASYON MAMOPLASTİ)***
Meme Büyütme Ameliyatı nedir?

Memeler kadının beden görünümde fiziği tamamlayan yapılardır .Omuz genişliği, göğüs çevresi, bel ve kalça çevresi ölçümlerinde meme hacmi önemli bir yer tutar . Bu ölçümler içinde meme hacmi küçük olduğu zaman vücut kontur görünümü eksik kalır . Memeler, yapısal olarak değişik nedenlerle küçük olabilir .Biri diğerinden daha küçük, asimetrik olabilir .Doğumsal olarak bir tanesi hiç olmayabilir . Her iki memenin eşit hale getirilmesi yada hacminin arttırılması için, günümüzde en geçerli yöntem silikon protezler (implant) dir. Kişinin kendi dokuları ile meme büyütme ameliyatları denenmiş, ancak limitli sonuçlar vermiştir. Örneğin kişiden yağ dokusu alınarak memelerin kısmen büyütülmasi sağlanabilir. Ancak yağ dolgusu tamamen kalıcı bir yöntem değildir. Meme protezlerinde esas madde protezin dış yüzeyinde yer alan silikondur. İçindeki dolgu maddesi farklı olabilir. Her protezin kendine göre avantaj ve dezavantajları mevcuttur .Bunlar ameliyattan önce detaylı olarak konuşulmalı ve hangisinin kullanılacağına birlikte karar verilmelidir

Silikon meme protezi (implantı) nedir?

Silikon içeren ürünler kozmetik sanayide ve tıpta başka amaçlarla da kullanılmaktadır. Meme protezleri, meme şeklinde hazırlanmış balona benzer yapılardır. Yuvarlak ve anatomik denilen damla şeklinde olanları mevcuttur. Kadının memesindeki duruma uygun olarak bunlardan biri seçilir .Balon kısmı silikondan yapılmıştır; vücuttaki dokulara uyum sağlaması için protezin yüzeyi pürtüklü olarak üretilmiştir. Balonun içini dolduran maddeler farkı olabilir. Günümüzde kullanılan meme protezleri şöyle adlandırılabilir: a. Dış yüzeyi silikon olan balonun içinde yine silikon orijinli jel vardır .Bunlar çeşitli boyutlarda kullanıma hazır halde üretilmiştir. ABD’lerinde FDA (Food and Drug Administration ) tarafından 2006 yılı kasım ayında tekrar FDA onayı almıştır.b. Silikon balonun içi boştur.Jel dolu (Gel-filled) : Serum fizyoljikle doldurulanlar (Saline-filIed) : Ameliyat esnasında halk arasında tuzlu su diye bilinen serum fizyolojik ile istenilen hacim elde edilinceye kadar doldurulur. Son zamanlarda kullanıma hazır şekilde olanlarının imal edildiği bildirilmiştir . c. PVP : Aynı şekilde silikon balonun içi PVP (polyvinyl pyrrolidone povidon) adı verilen kimyasal madde ile doludur. Jel kıvamında ve kullanıma hazır haldedir . Üretici firma tarafından piyasadan çekildiği bildirilmiştir.d. Soya Yağı : Silikon balonun içi soya yağı ile doldurulmuş, kullanıma hazır protezlerdir. Kullanım alanı henüz yenidir. Uzak sonuçları hakkında fazla bilgi yoktur.

Ameliyat öncesi bilmeniz gerekenler

Protez konulacak hasta 40 yaş üzerinde ise ameliyattan önce mamografi ve gerekirse ultrasonografi adı verilen radyolojik tetkikler yapılır. Her ameliyatın genel veya kendine özel riskleri vardır. Meme bölgesinde ödem ve ağrı ameliyat sonrası görülen yakınmalardır. Ameliyata bağlı kanama ve enfeksiyon nadir görülen durumlardır.Bazı hastalar ameliyattan sonra meme başlarında artan veya azalan duyarlılıktan ya da kesi çevresinde hissizlikten şikayet ederler. Bu genellikle geçicidir.Bir yabancı cisim olan proteze karşı vücutta bazı bağ dokusu hastalıklarının geliştiği (konnektif doku hastalığı) , bebeğe süt vermenin zorlaştığı, protezin kansere neden olduğu ileri sürülmüştür. Ancak bunların hiçbiri bilimsel olarak kanıtlanmamıştır .Meme büyütme ameliyatında, memenin büyütülmesi vücut için yabancı bir madde ile sağlanabildiğinden, proteze ait sorunlar olabilir. Protez çevresinde kapsül adı verilen bir zarın gelişmesine bağlı sertleşme ve daralmalar olabilir. İnce zar herhangi bir probleme yol açmaz,orta kalınlıkta bir zar oluşması halinde memelerde hafif bir sertlik ve meme tabanında belirginlik fark edilebilir. Nadir durumlarda vücut bu yabancı maddeyi kabul etmeyebilir, protez etrafında kalın bir zar oluşturup (kapsül), sıkıştırıp hapsetmeğe bazen de vücut dışına atmağa çalışır. Kalın kapsül oluşması halinde memelerde sertlik ve bazen asimetri görülebilir. Hafif ve orta kapsüler kontraktür durumunda, protez etrafındaki kapsülün giderilmesi için dıştan masaj ve gereğinde ek ameliyatlar yapılabilir Ağır kapsül kontraktürü ortaya çıktığında protezi çıkarmaktan başka seçenek yoktur .Silikon protezlerin dış yüzeyi çok ince olmakla birlikte dış darbelere oldukça dayanıklıdır. Normal ve orta dereceli masajlar zarar vermez. Kişi ameliyattan 2 ay sonra yüzü koyun yatabilir. Bazan , protez içeriğinin balon dışına sızması görülebilir. Eğer gel-filled protez kullanılmışsa, doku aralıklarına sızan bu maddeler kitle oluşmasına neden olabilir. Soya yağının nasıl etki ettiği henüz bilinmemektedir. Serumla dolu protez kullanılmışsa, protez içine doldurulan serum fizyolojik protez dışına, doku aralıklarına sızabilir, bu takdirde dışarı sızan serum vücuda herhangi bir zarar vermeden dokular tarafından hızla emilir. Aslında damar yolu ile verilebilen ve başka tedavi amaçları ile kullanılan bu maddenin hiçbir zararı yoktur .Protezi yırtılması nadir bir durumdur, araç içi trafik kazalarında olduğu gibi sıkışmalarla, yüksekten düşmelerle ve delici alet yaralanmaları ile ortaya çıkabilir. Protez konmuş memelerde daha sonra yapılacak mamografi ve cerrahi muayene problem oluşturmaz. Protez mamografide bir boşluk olarak görülür.Silikon meme protezli bir memede kanser gelişmesi riski artmaz, normal meme dokusu ile aynıdır. Böyle bir durum oluştuğunda protezli memede de kansere yönelik ameliyat ve diğer tedavi şekilleri standartlar doğrultusunda uygulanır.Meme büyütme ameliyatına karar vermeden önce , sizi rahatsız eden kusurunuzu ve ameliyattan beklentinizi açıkça doktorunuza söylemeniz,seçilecek protezi,protezin hangi kesiden konacağını, anestezi tipini, ameliyatın erken ve geç sonuçlarını tartışmanız gereklidir.

Ameliyat

Ameliyat genel anestezi ile hastane koşullarında ameliyathanede yapılır.1-2 saat sürer. Protezin konabilmesi için 4-5 cm lik bir iz açılır. Bu izin yerleşimi şunlardan biri olabilir:
Meme altı kıvrımı (Submammarian)
Meme baş alt kısmı (Sirkumareolar)
Koltukaltı (alsiller).
Son zamanlarda göbek çevresinden girilerek endoskopik olarak protez konabilmektedir. Ancak bu yöntem henüz yaygın olarak kabul görmemiştir. Giriş yeri neresi olursa olsun bir iz akalacaktır. Bunlar başlangıçta belirgin, zamanla belli belirsiz hale gelen izlerdir. Protez hastanın meme yapısına göre meme dokusu arkasına yada göğüs kasının (pektoral) arkasına yerleştirilebilir. Her uygulamanın da avantaj ve dezavantajları vardır, bu ayrıntı da ameliyattan önce değerlendirilmelidir .

Ameliyat sonrası

Ameliyat sonrası genellikle rahat geçer. Ağrı minimaldir. Protez göğüs kası arkasına konmuşsa birkaç gün kol hareketlerinde kısıtlılık olabilir. Ameliyat sonrası memeye sütyen veya sargı uygulanır. Erimeyen dikişler varsa 10-12. gün alınabilir. Eriyen dikişlerde dikiş alınmasına gerek yoktur. Erken dönemde şişlik olabilir , meme başında hissizlik ve deri üzerinde morumsu renk değişimi olabilir. Bunlar kısa sürede kendiliğinden kaybolur. Hasta 3-4 gün içinde işine dönebilir. 3 haftadan sonra protez yerine yerleşir ve meme normal olarak işlevini kazanır. Hastaya 2 ay ağır sporlardan (zıplama-koşma gerektiren) uzak durması önerilir. Protezle meme büyütme ameliyatı, genel olarak iyi ve kalıcı sonuç veren, kişinin ruh sağlığını ve psikososyal yapısını düzelten, onları yaşama daha bağlı hale getiren bir ameliyattır.

Günümüzde en yaygın olarak içi silikon jel dolu, üzeri pürtüklü (textured) yuvarlak protezler kullanılmaktadır. Protez seçimi ve yerleştirilmesi hastaya, memenin durumuna ve cerrahın tercihine göre değişebilecektir.

Okumaya Devam Et